TBMM Kadına Karşı Şiddeti Araştırma Komisyonu… BM Kadın Birimi Program Analisti Bodur: “Maalesef ev, hane, kadınlar ve kız çocukları için en tehlikeli yer olarak kaydediliyor”

TBMM Kadına Karşı Şiddeti Araştırma Komisyonu… BM Kadın Birimi Program Analisti Bodur: “Maalesef ev, hane, kadınlar ve kız çocukları için en tehlikeli yer olarak kaydediliyor”

(TBMM) - TBMM Kadına Karşı Şiddet ve Ayrımcılığı Araştırma Komisyonu’nda BM Kadın Birimi Program Analisti Betül Bodur, Birleşmiş Milletler Kadın Birimi’nin 2023 yılı Kadın Cinayetleri raporuna göre kadın ve erkek cinayet mağdurlarının yakın partner veya aile üyeleri tarafından öldürülmesi erkeklerde yüzde 11,8 iken kadınlarda ise bu oran yüzde 60,2 olduğunu belirterek “Bu nedenle maalesef ev, hane, kadınlar ve kız çocukları için en tehlikeli yer olarak kaydediliyor. Dünyada kadın cinayetlerinde fail dağılımı oranında kadınların yüzde 45’i yakın partnerleri tarafından, yüzde 55’i ise diğer aile üyeleri tarafından öldürüldü” dedi.

TBMM Kadına Karşı Şiddet ve Ayrımcılığı Araştırma Komisyonu, AK Parti İstanbul Milletvekili Hulki Cevizoğlu başkanlığında toplandı. Komisyonda, Birleşmiş Milletler (BM) Kadın Birimi'nden Program Yöneticisi Duygu Erseçen, Program Analisti Betül Bodur, BM Kalkınma Programı Türkiye Ofisi Türkiye Temsilci Yardımcısı Mustafa Ali Yurdupak ve Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Uzmanı Aslı Çoban ve BM Nüfus Fonu Program Koordinatörü Yasemin Akis Kalaylıoğlu, Program Müdürü Emine Kuzutürk Savaş, Program Koordinatörü Aysel Yüksel, Kurumsal Ortaklıklar Yöneticisi Nazife Ece Karaduman sunum yaptı.

Ayrıca Cevizoğlu, 21 Mart itibariyle Komisyonun resmen çalışmalarını tamamlayacağını açıkladı.

Mağdurlarının yakın partner veya aile üyeleri tarafından öldürülmesi erkeklerde yüzde 11,8 iken kadınlarda ise yüzde 60,2

BM Kadın Birimi Program Analisti Betül Bodur, küresel istatistiklere değinerek sunumda birtakım verilere ilişkin şunları kaydetti:

“Örneğin devletlerin yüzde 18'inde vatandaşlık ve cinsiyetle alakalı ayrımcılık söz konusu ya da yüzde 54'ünde nitelik cinsel saldırı suçu açıkça verilen rızanın olmaması unsuru üzerinden tanımlanmıyor. Ama olumlu bir yandan da ülkelerin yüzde 72'si en geç evlilik yaşını istisna olmaksızın 18 olarak belirlemiş durumda. Eğer bu hızla gidersek kadın erkek eşitliğini test etmemiz için 134 yıla ihtiyacımız olduğu görülüyor. O yüzden devletlerin biraz hızlanması gerekiyor. 2023 yılında maalesef her 10 dakikada bir kadının günde ortalama 140 kadının yakın partneri veya aile üyesi tarafından öldürüldüğü kaydediliyor. 2023 yılında 51 bin 100 kadın yakın partnerleri veya aile üyeleri tarafından öldürüldü. Birleşmiş Milletler Kadın Birimi’nin 2023 yılı Kadın Cinayetleri raporuna göre Afrika’da 21 bin 700 kadın, Asya’da 18 bin 500 kadın, Amerika’da sekiz bin 300 kadın Avrupa’da iki bin 300 kadın ve Okyanusya’da 300 kadının öldürüldüğü kaydedildi. Aynı raporun kadın ve erkek cinayet mağdurlarının yakın partner veya aile üyeleri tarafından öldürülmesi erkeklerde yüzde 11,8 iken kadınlarda ise bu oran yüzde 60,2. Bu nedenle ev, hane, kadınlar ve kız çocukları için en tehlikeli yer olarak kaydediliyor maalesef. Dünyada kadın cinayetlerinde fail dağılımı oranında kadınların yüzde 45’i yakın partnerleri tarafından, yüzde 55’i ise diğer aile üyeleri tarafından öldürüldü.”

Türkiye'de her dört kadından biri 18 yaşından önce evlendiriliyor

BM Nüfus Fonu’nun Komisyon sunumunda paylaşılan verilerde ise 2021 yılı Türkiye Aile Araştırması raporunda Türkiye'de her dört kadından biri 18 yaşının önce evlendirildiği belirtilerek oranın yüzde 24,2 olduğu kaydedildi. 20-24 yaş grubundaki 18 yaşından önce evlendirilmiş kadınların oranı yüzde 15 olarak belirtilen raporda, 18 yaşından önce evlendirilen her üç kız çocuğundan birinin yine çocuk yaşta anne olduğu ifade edildi. Türkiye 2018 Nüfus ve Sağlık Araştırmasına göre ise Türkiye’de yaşayan 20-24 yaş grubundaki Suriyeli kadınların yüzde 44’8’i 18 yaşından önce, yüzde 9,2’si 15 yaşından önce evlendirildiği belirtildi. 2024 yılı Türkiye Roman Nüfus Araştırmasına göre, 20-24 yaş grubunda, Roman kadınların yaklaşık yüzde 9’u 15 yaşından önce, yüzde 48’i ise 18 yaşından önce evlendirildiği kaydedildi.

Gelen aramalara göre şiddete maruz bırakılanların yüzde 80'i kadın

UNFPA - TKDF Ev İçi Şiddet Acil Yardım Hattı 2007-2021 Yılları Arası Verilerinin İstatistiksel Analizi’ne göre ise gelen aramalara göre şiddete maruz bırakılanların yüzde 80'i kadın. TKDF Acil yardım hattını arayanların bildirimlerine göre, şiddete en çok maruz bırakılan kişilerin yüzde 42’sinin yaş aralığı 31-55 iken şiddete maruz bırakılanların yüzde 73'ü evli. Evliler bekarlara göre yüzde 46 oranla, dul veya boşanmışlara göre ise yüzde 95 daha fazla fiziksel şiddete maruz bırakıldığı kaydedildi. Verilere göre, Suriyelilerin Türkiye'ye göç etmesine paralel olarak, mültecilerden (uluslararası koruma ve/ya geçici koruma altındakilerin) gelen çağrıların yüzde 87'si 2012 yılından sonra gerçekleşti. Pandemi sonrasında şiddete maruz bırakılan mültecilerin oranında yüzde 8'lik bir artış gözlemlendiği belirtildi.

Karakoç Dora: “BM’nin belli kesimlere yakınlığıyla bilinen Mor Çatı, KAMER ve Kampüs Cadıları’yla çok fazla işbirliği yaptığını gördüm”

Komisyon Katibi ve MHP Kahramanmaraş Milletvekili Zuhal Karakoç Dora, BM temsilcilerine “Özellikle belli kesimlere yakınlığıyla bilinen Mor Çatı, KAMER ve Kampüs Cadıları’yla çok fazla işbirliği yapıldığını gördüm. Çok iç içe çalışmalar yapıldığını gördüm. Bunu eleştiri için söylemiyorum. Fakat bunun dışında ön plana çıkan diğer prodüksiyonları, farklı kesimleri yansıtan STK'ları da görmek isterdik. Örnek veriyorum, KADEM'le ilgili bir çalışma yapıldı mı?” diye sordu.

BM Kadın Birimi Program Yöneticisi Duygu Erseçen, MHP’li Karakoç Dora’nın bahsettiği STK’lara ek yaparak “Balıkçı Kadınlar Derneği'nden tutun İstanbul Kadınlarla Dayanışma Vakfı'na ya da gönüllülük esasında kadınlara sosyal, psikolojik ve ekonomik destek sağlamaya çalışan sivil toplum örgütlerinden, deprem bölgesinde ya da göç alan illerde yer alan, Türkiye'deki tüm bölgeleri kapsayan ve gerçekten sadece fonu onlara ayırdığımız bir program yürütüyoruz. O programın yürütücüsü ben olmadığım için şu anda tek tek ismini söylemem pek mümkün değil. Tüm bu örgütlerle dayanışmak için biz tüm kamuya açık çağrıya çıkıyoruz. Yani kamuya açık olduğu için de aslında başvuran tüm sivil toplum örgütleri ve kadın örgütleri o çağrı üzerinden takip edilebilir” diye yanıtladı.

“Yönetmeliğin global anlamda belirlediği çerçeveler var”

MHP’li Karakoç Dora’nın sorusuna BM Nüfus Fonu Kurumsal Ortaklıklar Yöneticisi Nazife Ece Karaduman ise şöyle cevapladı:

“Sivil toplum kuruluşlarıyla çalışma konusunda bizim yönetmeliğin global anlamda belirlediği belirli çerçeveler var. Sivil toplum kuruluşlarında çalışacağımız seçerken bizim çalıştığımız alanlarda çalışıyorlar mı, deneyimleri var mı, nasıl bir işbirliği yapabiliriz, onların önceliklerine uygun mu gibi pek çok kriter devreye giriyor. Onun dışında operasyonel, finansal anlamda birçok olgunluk beklediğimiz zamanlar oluyor. Açıkçası pek çok elemeden geçiriyoruz ve UNFP'yi adına çok geniş bir listemiz yok. Ama stratejik işbirliği ve beraber savunuculuk çalışmaları anlamında pek çok sivil toplum kuruluşuyla yine çok spesifik çalışma alanlarımız var.”

Cevizoğlu: “Kadın sağlığıyla ilgili konuların kadına şiddet ve ayrımcılıkla bağlantısını nasıl kurmalıyız?”

Konuşmasında “kadın sağlığı üzerindeki çalışmaların devam ettirildiğini” belirten BM temsilcisine, Komisyon Başkanı Hulki Cevizoğlu, “Bir şey soracağım da cahilliğime verin. Kadın sağlığıyla ilgili konuların kadına şiddet ve ayrımcılıkla bağlantısını nasıl kurmalıyız? Yani kadın sağlık hizmetlerine ulaşmak istiyor da erkek ya da başka bir kurum engelliyor diye burada bir şiddet mi var? Yoksa mesela kadın sağlığı, erkek sağlığı, çocuk ve yaşlı sağlığı bunlar çok önemli kavramlar, konular ama bizim araştırma alanımızdan nasıl bir bağlantı kuruyorsunuz?” diye sordu.

BM Kadın Birimi'nden Program Yöneticisi Duygu Erseçen “Başkanım izin verirseniz bununla ilgili ayrı bir sunum yapmaya gelelim. Çünkü kadın sağlığının etkileriyle alakalı burada birkaç tarafla bakmak lazım. Hem kadına şiddetle ilgili farkındalığı arttırarak sağlık çalışanlarında bunun tespiti ve müdahalesi üzerine düşünebilirsiniz” diye yanıt verdi.

Bunun üzerine Cevizoğlu, “O zaman böyle anlatın, bu bizim komisyonunun konusu” diyerek tepki gösterdi.

Kadına şiddet ve ayrımcılık konusunda ilk akla gelenin kadın sağlığı olmadığını belirten Erseçen, “Ama bir şiddet vakasının yönlendirilmesinde ve müdahalesinde darp raporundan başlayarak özellikle belli süreler içerisinde alınması gereken tedbirler var. Bunlar da dahil olarak ama bunlar da sınırlı olmayarak mağdur, şiddete maruz bırakılan kişi üzerinde yapılması gereken sağlık tedbirleri ve süreçleri var. Dolayısıyla iki taraflı düşünebilirsiniz” diye konuştu.