Avukatlardan “Savunmanın Bağımsızlığı Hukuka Saygı” yürüyüşü...TBB Başkanı Erinç Sağkan: “Mahkeme salonlarında artık adaletin sesi değil, suskunluğu yankılanıyor"

HABER: Batuhan DÜKEL / KAMERA : Eylem Ladin DEĞER / Uğur DEMİRCİ
(ANKARA) - Türkiye Barolar Birliği'nin (TBB) önünde bir araya gelen baro başkanları ve avukatlar, 5 Nisan Avukatlar Günü kapsamında Anıtpark'a "Savunmanın Bağımsızlığı Hukuka Saygı" yürüyüşü düzenledi. TBB Başkanı Erinç Sağkan, hukuk devleti ilkesiyle bağdaşmayan, yargının tarafsızlığını ve bağımsızlığını ihlal eden hukuka aykırı çok sayıda uygulamaya tanıklık ettiklerini vurgulayarak “Adaletin tek bir güvencesi var; o da adaleti savunmaya hazır olanların kararlılığıdır. Biz avukatlar, yalnızca hak arayanların değil, hukukun ve adaletin de teminatıyız. Bugün burada toplanan irade, sadece meslek onurumuzu değil, yurttaşın haklarını ve hukukun üstünlüğünü savunmanın iradesidir. Hiçbir güç, bu iradeyi teslim alamaz. Savunma susmaz, savunma durmaz, savunma boyun eğmez” dedi.
TBB önünde bir araya gelen avukatlar, 5 Nisan Avukatlar Günü kapsamında Balgat’ta bulunan Anıtpark’a yürüdü. Yürüyüşe, 81 ilin baro başkanı, avukatlar ve TBB yönetimi katıldı. Yürüyüşe katılan avukatlar, “Hak, hukuk, adalet”, “Kurtuluş yok tek başına ya hep beraber ya hiçbirimiz” ve “İstanbul Barosu yalnız değildir” sloganları atarken, “Yargı tek adamın hukuk bürosu olmamalı”, “Tutuklular serbest bırakılsın”, “Avukat intiharları politiktir” yazılı dövizler taşıdı. TBB binasının dış cephesine de “Herkes için hukuk, herkes için adalet. 5 Nisan Avukatlar Günümüz kutlu olsun” yazılı pankart asıldı.
TBB binasından önünden başlayan yürüyüşte, TBB ve baro başkanları “Savunmanın Bağımsızlığı Hukuka Saygı” yazılı pankartı açtı. Avukatlar yürüyüş boyunca, “Hak, hukuk, adalet”, “Susmuyoruz, korkmuyoruz, itaat etmiyoruz, “Kurtuluş yok tek başına, ya hep beraber, ya hiçbirimiz” sloganları attı. Yürüyüşte TBB Başkanı Erinç Sağkan’ın yanında görevinden uzaklaştırılan İstanbul Barosu eski Başkanı İbrahim Kabaoğlu yer alırken, CHP Genel Başkan Yardımcısı Gül Çiftci de yürüyüşe katıldı.
"Yargının, baskı aracına dönüşmesini kabul etmeyiz"
TBB Başkanı Sağkan, yürüyüş esnasında ANKA Haber Ajansı’na yaptığı değerlendirmede, "81 ilimizin baro başkanları, binlerce meslektaşımız bugün buradalar. Biz bugün 'Avukatlar Günü’nü' kutlamak için burada bulunamıyoruz. Bugün hukuk devletini savunmak için, hukukun üstünlüğünü, yargı bağımsızlığını savunmak için, en temel hakkımız olan, hukuki güvenlik hakkımızı savunmak için buradayız. Binlerce avukat, tek bir ses, tek bir bütünlükle bunu haykırıp talep ediyorlar. Hak ve özgürlüklerin teminatı olması gereken yargının, bunun aksine baskı aracına dönüşmesini kabul etmeyiz" dedi.
Yürüyüşün Anıtpark'ta tamamlanmasının ardından basın açıklamasını TBB Başkanı Erinç Sağkan okudu. Sağkan, "Bu güzel ülkenin dört bir yanından yola çıkıp burada, Başkent’te, Cumhuriyetimizin kalbinde buluşan, sabahın ilk ışıklarıyla cübbesini omuzlayan, hakkı, hukuku ve adaleti savunmak için yola koyulan, burada olan ya da fiziken burada olamasa da yüreğiyle, zihniyle aramızda bulunan tüm meslektaşlarımı saygıyla, sevgiyle ve ortak mücadelemizin coşkusuyla selamlıyorum" ifadelerini kullandı.
"Hukukun üstünlüğünü koruma sorumluluğuyla hareket ediyoruz"
"Bugün yalnızca 5 Nisan Avukatlar Günü dolayısıyla düzenlediğimiz bir yürüyüşte değil, savunma mesleğinin onurunu ve toplumsal sorumluluğunu birlikte haykıracağımız bir dönüm noktasında bir araya geldik" diyen Sağkan, şöyle konuştu:
"5 Nisan Avukatlar Günü’nde, mesleğimizin onurunu ve hukuk devletinin temel ilkelerini savunma kararlılığımızın altını bir kez daha çiziyoruz. Avukatlar, yalnızca bireylerin haklarını değil, aynı zamanda hukukun üstünlüğünü, adil yargılanma hakkını ve demokratik toplum düzenini koruma sorumluluğunu taşıyorlar. Hukuk devleti ilkesinin aşındığı, yargının bağımsızlığının zedelendiği ve savunma makamının sistematik biçimde baskı altına alınmaya çalışıldığı, avukatlık mesleğinin icrasını zorlaştıran hukuki, ekonomik ve sosyal engellerin giderek arttığı bir ortamda; savunma hakkını, meslek örgütlerimizin bağımsızlığını ve hukukun üstünlüğünü koruma sorumluluğuyla hareket ediyoruz.
"Baroları susturulmak istenen bir ülkede, savunmanın sesi bastırılmak isteniyor demektir"
Bugün 5 Nisan Avukatlar Günü. Aynı zamanda, yalnızca ülkemizin değil, dünyanın sayı bakımından en büyük barolarından biri olan İstanbul Barosu’nun da kuruluş yıl dönümü. Ancak ne yazık ki, 147 yıllık bu köklü kurumun seçilmiş yönetimi bugün hukukla değil, haksızlıkla mesnetsiz iddialarla, hukuka aykırı yargı kararlarıyla görevinden uzaklaştırılmak isteniyor. İstanbul Barosu, istibdada da işgal mahkemelerine de karşı duruş göstermiş, darbe dönemlerinde hukukun onurunu ayakta tutmuş, bu halkın yüz yıllık bağımsızlık ve demokrasi mücadelesinde adaletin taşıyıcısı olmuştur. Bugün, böylesine köklü bir meslek örgütüne yönelen müdahale, yalnızca bir kuruma değil, İstanbul Barosu üyesi on binlerce meslektaşımızın iradesine ve avukatlık mesleğinin özüne dönük bir tehdit niteliği taşımaktadır. Şunu açıkça ifade ediyoruz. Baroları susturulmak istenen bir ülkede, savunmanın sesi bastırılmak isteniyor demektir. Ama biz buradayız; meslek örgütümüze, mesleğimizin onuruna ve hukukun üstünlüğüne sahip çıkıyoruz. Ve biliyoruz. Bu ses, susturulamaz.
"Birlikte attığımız her adım, hukuk devleti ilkesine yönelen tehditlere karşı bir hatırlatma, bir uyarı ve sarsılmaz bir duruştur"
Baskıyla, zulümlerle bölmek istediğiniz barolar, etle tırnak gibidir. Ayıramazsınız, bölemezsiniz. 200 bin üyesiyle 81 baro, TTB’dir. Bölemez, parçalayamazsınız. Artık 5 Nisan, bu ülkenin avukatları için yalnızca bir kutlama günü değildir. Bu tarih, adaletin yalnız bırakıldığı her anı hatırlatan; suskunluk dayatıldığında yükselen sesin, geri adım istenildiğinde öne çıkan iradenin günüdür. 5 Nisan Avukatlar Günü yalnızca bir meslek günü değil, bu ülkede adalet için mücadele eden herkesin günüdür. Bugün yalnızca cübbemizi taşımakla yetinmediğimiz; aynı zamanda onun altındaki acıyı, öfkeyi ve umudu birlikte dile getirdiğimiz, bastırılan umutları, ertelenen adaleti yeniden haykırdığımız bir gündür.
"Hukukun araçsallaştığı, hukuksuzluğun ise olağanlaştığı bir dönemdeyiz"
Bugün birlikte attığımız her adım, hukuk devleti ilkesine yönelen tehditlere karşı bir hatırlatma, bir uyarı ve sarsılmaz bir duruştur. Ve bugün burada olmak; ‘Savunma susmadı, susmayacak’ deme kararlılığımızın ifadesidir. Ortaya konulmuş iradesidir. Buradaki bu buluşma yalnızca fiziki bir toplanma değil geçmişten geleceğe devrolan hafızanın hamilliği, içinde bulunduğumuz dönemin şahitliği ve tarihe düşülen bir nottur. Zor günlerden geçiyoruz. Üzülerek ifade etmeliyim ki hukuk sistemimiz, ileride hiç de iyi anılmayacak bir sınav veriyor. Hukukun araçsallaştığı, hukuksuzluğun ise olağanlaştığı bir dönemdeyiz. Ülke çapında milyonlarca seçmenin iradesinin yok sayıldığı; seçme ve seçilme hakkının ihlal edildiği; anayasal haklarını kullanmak isteyen gençlerin, üniversitelilerin yalnızca bedenlerine değil, gelecek umutlarına da yönelmiş bir şiddetle karşı karşıya bırakıldığı günlerdeyiz.
"Mahkeme salonlarında artık adaletin sesi değil, suskunluğu yankılanıyor"
Hukuk devleti ilkesiyle bağdaşmayan, yargının tarafsızlığını ve bağımsızlığını ihlal eden, yürütmenin yargı süreçlerine doğrudan müdahale ettiği duygusunu güçlendiren, hukuka aykırı çok sayıda uygulamaya tanıklık ediyoruz. Bu süreçte doğrudan siyasi sonuçlar yaratan işlemleri nedeniyle, yargının siyasi saiklerle hareket etmeye zorlandığı izlenimi doğuran; kişilerin ve avukatların ifade özgürlüğü, toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkı gibi anayasal haklarını açıkça ihlal eden gelişmeler yaşanıyor. Mahkemelerin, hukukun temel ilkelerine ve yerleşik içtihada aykırı şekilde verdiği kararlar, yurttaşların hukuka olan güvenini derinden sarsıyor. Mahkeme salonlarında artık adaletin sesi değil, suskunluğu yankılanıyor. Haksız tutuklamalar, istisnalar değil, sistemli bir hukuksuzluğun ifadesi haline gelmiş durumda. Hukuka aykırı tutuklamalar nedeniyle yüzlerce genç, geçtiğimiz bayram sabahına ailelerinden, özgürlüklerinden mahrum bir biçimde uyanmak zorunda kaldı. Her yerde söylüyoruz: Bu ülkede, anayasal haklarını kullandıkları için müdahaleye uğrayan gençlerin, öğrencilerin, yurttaşların yalnız olmadıklarını hissettiren avukatlar var. İşte bugün buradalar. Yağmurda, çamurda öğrencilerin, yurttaşların haklarını savunmak için buradalar. Savunmayı savunmak için buradalar.
"Bizler, yalnızca hukukun temsilcisi değil, aynı zamanda vicdanın da taşıyıcılarıyız"
Bugün bir kez daha görüyoruz ki, avukatlık yalnızca bir meslek değil; hukukun, hak ve özgürlüklerin, adaletin sesi olma sorumluluğudur. Çünkü hakları ihlal edilen mağdurların talepleri bizim için yalnızca hukuki bir vaka değil, adalete erişim hakkını gerçeğe dönüştürme sorumluluğumuzu hatırlatan bir yardım çağrısıdır. Avukatlık yalnızca bir meslek değil, bir adanmışlıktır. Her gün yeniden kurulan bir sorumluluk, her duruşmada yeniden hatırlanan bir ilkedir. Cübbemizin düğmesiz oluşu, hiçbir otoriteye boyun eğmeyeceğimizin; cepsiz oluşu ise hiç kimseden hiçbir makamdan menfaat beklemeyeceğimizin simgesidir. Bizler, yalnızca hukukun temsilcisi değil, aynı zamanda vicdanın da taşıyıcılarıyız. Ve şimdiye kadar hiçbir güç bu vicdanı susturamadı, susturamayacak. Ne Gümüşhane Baro Başkanımız Ali Günday’ı ne de dört ayaklı minare altında Diyarbakır Baro Başkanımız Tahir Elçi’yi katlettiklerinde sindik… Susmadık, korkmadık, biat etmedik, itaat etmedik. Üç yılı geride bırakan yönetim dönemimizde üçüncü kez Türkiye Barolar Birliği ve barolarımızın ortak çağrısıyla yürüyoruz: Meslektaşımız Can Atalay hakkında verilen Anayasa Mahkemesi kararına uyulmadığında hukuka saygı için, 27 Nisan Büyük Avukat Mitingi'nde savunmanın bağımsızlığı için yürüdük; bugün yaşanan hukuksuzluklara ve mesleğimizin sıkıştırılmaya çalışıldığı kaosa karşı da 'savunmanın bağımsızlığı ve hukuka saygı' ana başlığıyla yürüyoruz.
"Meslektaşlarımız, her sabaha ekonomik kaygılarla uyanıyor"
Buradayız çünkü bugün genç avukatlar, büyük hayallerle girdikleri bu meslekte ayakta kalma mücadelesi veriyor. Meslektaşlarımız, her sabaha ekonomik kaygılarla uyanıyor. Stajyer avukatlar, kamu kaynaklarının adil dağılımıyla hazineden ücret almaları gerekirken, ekonomik bağımlılık zincirine mahkum ediliyor. Adli yardım dosyaları için verilen emek, aylar sonra ödenen ücretlerle değersizleştiriliyor. Meslektaşlarımızın CMK görevlendirmeleri kapsamında hak ettikleri kanuni vekalet ücretleri ödenmiyor. Avukatlar kollukta, adliyede, mahkemede, sokakta, bürosunda hatta evinde şiddete uğruyor, öldürülüyor. Adliyelerin gerçek sahipleri olan avukatlar, adliye binalarında hakim ve savcılardan farklı muamelelere maruz bırakılıyor.
"Hiçbir yurttaşı savunmasız, hiçbir meslektaşımızı yalnız bırakmayız"
Buradayız çünkü bu mesleği itibarsızlaştırmak isteyenlere karşı, sadece mesleğimizi değil bu ülkenin geleceğini savunuyoruz. Çünkü biliyoruz ki, bu meslek itibarsızlaştırıldığında yalnızca avukatlar değil; katledilen kadınlar, istismara uğrayan çocuklar, iş cinayetlerinde öldürülen işçiler, düşünce ve fikir özgürlüğü ihlal edilen gazeteciler, akademisyenler, yani yurttaşlar susturulur. Bugün burada yükselen ses, yalnızca Ankara’nın sokaklarında değil; Türkiye’nin dört bir yanında yankılanan bir haykırıştır. Buradan yükselen irade yalnızca bir meslek grubunun değil, adaletin, demokrasinin, hak ve özgürlüklerin iradesidir. Bu iradeyi her şehirde, her ilçede, her adliye koridorunda haykırmaya ve yaşatmaya hazırız. Biz susmayız, sesi kesilmek istenenin sesi oluruz. Hiçbir yurttaşı savunmasız, hiçbir meslektaşımızı yalnız bırakmayız.
"Attığımız her adım, yalnızca bugünün değil, mesleğimizin ve hukukun geleceği içindir"
Bu meydandan yükselen ses, yalnızca avukatların değil, adaletin ve hakkaniyetin sesidir. Biz burada sadece kendi haklarımız için değil, bu ülkede nefessiz bırakılmaya çalışılan her ses, bastırılmak istenen her itiraz, susturulmak istenen her vicdan için bir aradayız! Çünkü biz avukatlar biliriz ki, adaletin olmadığı bir ülkede hiçbir yurttaş kendini güvende hissedemez. Bu yürüyüş, savunmanın yalnızca mahkeme salonlarında değil, hayatın içinde, yurttaşın adalet arayışında da var olduğunu gösteren bir iradenin ifadesidir. Attığımız her adım, yalnızca bugünün değil, mesleğimizin ve hukukun geleceği içindir. Hukuksuzluk karşısında susmayan her ses, yalnızca bugünü değil, yarını da savunmaktadır. Adaletin tek bir güvencesi var; o da adaleti savunmaya hazır olanların kararlılığıdır. Biz avukatlar, yalnızca hak arayanların değil, hukukun ve adaletin de teminatıyız. Bugün burada toplanan irade, sadece meslek onurumuzu değil, yurttaşın haklarını ve hukukun üstünlüğünü savunmanın iradesidir. Hiçbir güç, bu iradeyi teslim alamaz. Savunma susmaz, savunma durmaz, savunma boyun eğmez.”
TBB Başkanı Erinç Sağkan ve baro başkanları, mitingin ardından Anıtkabir’i ziyaret ederek Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün huzuruna çıkacak.