Hataylı depremzedenin mahkeme kararına rağmen tapusu hazineye devredildi: "Bir tane tapum vardı o da düştü"

Hataylı depremzedenin mahkeme kararına rağmen tapusu hazineye devredildi: "Bir tane tapum vardı o da düştü"

Haber: Burcu Özkaya GÜNAYDIN

(HATAY) - Hatay’ın Antakya ilçesi Gazi Mahallesinde yaşayan Yılmaz Orak’ın evi 6 Şubat depremlerinde hasar almadı ancak mahallenin rezerv alan ilan edilmesi sonucunda Orak’ın evi de yıkılmak isteniyor. Orak, evinin mahkemenin yürütmeyi durdurma kararına rağmen tapuda Hazineye devredilmesine tepki göstererek, "Elimde avucumda kalan bir tane tapum vardı o da zaten düştü. Tapu düşmesinin sebebini de bilmiyoruz ne bizi arayan var ne de bilgilendiren. Benim mahkeme sürecim hala devam ediyor" dedi.

Kahramanmaraş merkezli 6 Şubat depremlerinde yerle bir olan Hatay’da depremin üzerinden iki sene geçti ama sorunlar bitmedi. Deprem sonrası Hataylının en büyük gündem ve sorunlarından biri rezerv alanı.

Hatay’ın Antakya ilçesi Gazi Mahallesinde yaşayan Yılmaz Orak’ın evi 6 Şubat depremlerinden sağlam çıktı. Mahalle rezerv alan ilan edilince Orak’ın evi de yıkılmak istendi. Aylardır evi yıkılmasın diye hem alanlara çıkarak hem de hukuki mücadele eden Orak’ın evinin yıkılmak istenmesine mahkeme yürütmeyi durdurma kararı verdi. Mahkeme kararına rağmen Yılmaz Orak’ın evinin tapusu kendisine haber verilmeden geçtiğimiz hafta Hazine'ye devredildi. Mahkeme kararına rağmen evinin elinden alındığını söyleyen Orak, her an evi yıkılacak korkusuyla markete dahi gidemediğini ifade etti.

Gazi mahallesi 6 Şubat öncesi bir kısmı apartman bir kısmı ise tek katlı bahçeli müstakil evlerden oluşuyordu. Binaların çoğu yıkıldı ya da ağır hasar aldı. Mahallenin müstakil ve bahçeli evleri ise depremden hasarsız çıktı. Deprem sonrası yıkılmayan evler de projeyi bozduğu gerekçesiyle boşaltılıp, yıkılmak isteniyor. Bir buçuk senedir rezerve karşı mücadele veren mahallede kalanlar şantiyenin içinde yaşamını sürdürüyor.

"Evimin tapuda düşmesiyle yıkıldım"

Bahçeli müstakil evi sağlam olan Yılmaz Orak, yaşadıklarını şu sözlerle anlattı:

"Ayın 21'i cuma günü çarşıdan gelirken bana mesaj geldi. Tapu Kaymakamlıktan bana gelen mesajda tapumun devlet hazinesine aktarıldığı yazıyordu. O mesajla beraber ben de yıkıldım kaldım. Elimde avucumda kalan bir tane tapum vardı o da zaten düştü. Tapu düşmesinin sebebini de bilmiyoruz ne bizi arayan var ne de bilgilendiren. Benim mahkeme sürecim hala devam ediyor. Mahkeme süreci devam eden bir evin ya da arsanın normal şartlarda el konulamayacağını herkes biliyor. Bana bu olaya dair kimse bir açıklama da yapmıyor. Rezerv alanın içindesin ama projenin dışındasın diyor mahkeme. Çevre Şehircilik ise projenin içindesin diyor. Peki ben hangisine inanacağım? Hukuken ben de mahkeme kararına bakıyorum. Tapumun düşmesi beni tamamen yıktı. Mahkeme bana proje alanı dışındasın kararı verince ben evimin ya korumaya alınmasını ya da rezervin tamamen kaldırılmasını bekliyordum ama tapumun hazineye devredilmesi ile karşılaştım.

"Tozun toprağın içinde yaşam mücadelesi veriyorum"

Şu gördüğünüz yer toza dumana boğulmuş bir yerde yaşam mücadele veriyoruz. Bu tozdan kaynaklı eşim burada kalamadı, onu başka şehre göndermek zorunda kaldım. Benim de rahatsızlığım devam ediyor ama ben mecburen burada kalmaya devam etmek zorundayım çünkü evimin ne olacağını bilmiyorum. Burada her an her şey olabilir evimi bırakıp hiçbir yere çıkamıyorum markete dair çok hızlı bir şekilde gidip geliyorum. Kızlarımın bir tanesi şehir dışında, bir tanesi benden uzakta yaşıyor. Ben burada tek başıma yaşıyorum ve eve bırakamıyorum. Toza, dumana, çamura katlanarak burada yaşıyorum."

"Bu evi hamallık yaparak yaptım, düşük bedele veremem"

Yakın zamanda Çevre Şehircilik Hatay İl Müdürü İsmail Ceylan’la görüştüğünü, evi için düşük bir rakam teklifi verildiğini belirten Yılmaz Orak, "Bana 4 milyon 100 bin lira teklif verildi. Bu verilen teklif benim bir daire almama dahil yetmiyor. Bu evi yapmak için 50 yılımı verdim. 250 metrekare arsam içinde 170 metrekare evim var. Ben bunları yapana kadar 50 yılım geçti, hamallık yaparak bu parayı kazandım da bu evi yaptım. Bir daire parasına bunları vermek akıl işi değil. Bana sundukları teklif makul olsa yine kabul edeceğim. Teklifi kabul etmedim ve mahkeme sürecini devam ettiriyorum" dedi.

Rezerv alan nedir?

"Rezerv alan" kavramı Hataylıların hayatına 2023’ün kasım ayında, ‘Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda ve 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nin mecliste kabul edilmesiyle girdi. Yeni düzenlemeyle rezerv yapı alanı tanımındaki yeni yerleşim alanı ifadesi yasadan çıkarılarak, meskûn mahal şartı kaldırıldı. Böylece gerekli görülen tüm alanlar rezerv yapı alanı ilan edilebilecek. Rezerv yapı alanı ilan edilen yerler dönüşüm için boşaltılıp yerine yeni yapılar inşa edilecek.

14 Aralık’ta Antakya ve Samandağ ilçelerinde toplantı yapan Çevre ve Şehircilik Bakan Yardımcısı Vedat Gürgen, kamu yararını düşündüklerini öne sürerek, yeniden inşaat projelerini hayata geçirebilmeleri için para harcamaları gerektiğini, bunun için de "tam yetki"ye ihtiyaç duyduklarını söyleyerek, "Bu yüzden rezerv alan yaptık. Rezerv alan, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’na yetki vermek demek. Kimsenin malına el koymayız. Devlet deli mi sağlam binaları yıksın" demişti.

Bu konuşmadan birkaç ay sonra ise ilan edilen rezerv alan içinde kalan sağlam yapılara da boşaltma için tebligat geldi. Nisan ayında içinde insanların yaşadığı on evin, "rezerv alanda kaldıkları" gerekçesiyle boşaltmaları istendi. Yetkililer, rezerv alan içinde kalan sağlam evlerin 'bütünlük' açısından yıkılacağını açıkladı. Hataylı depremzedeler rezerv alanı 'mülkiyet gaspı' olarak nitelendirdiği için yaklaşık bir buçuk senedir rezerv alana karşı mücadele ediyor.