Hekimlerin "Beyaz Yürüyüşü" İzmit'te: "Sağlıkta ticaret ölüm demektir... Beş dakikada sağlık olmaz"

Hekimlerin "Beyaz Yürüyüşü" İzmit'te: "Sağlıkta ticaret ölüm demektir... Beş dakikada sağlık olmaz"

Haber: Hakan KAYA-Kamera: Onur DURSUN

(KOCAELİ) Türk Tabipleri Birliği’nin (TTB) “Başka bir sağlık sistemi, başka bir hekimlik ortamı mümkün” eylem programı kapsamında İstanbul’dan Ankara’ya başlattığı “Beyaz Yürüyüş” İzmit'e ulaştı. "Sağlıkta ticaret ölüm demektir", "AKP sağlığa zararlıdır" sloganları atarak Kent Meydanı'na yürüyen hekimler, "Sistem ne halkımızı mutlu ediyor, ne de sağlık çalışanlarını mutlu ediyor." dedi. Yürüyüşte konuşan Prof. Dr. Alpay Azap, "Çok fazla sayıda hastaya bakmamız istendiği için polikliniklerde, aile sağlığı merkezlerinde neredeyse tuvalete gitmeden, bir damla su içmeden, çay içmeden, aralıksız çalıştığımız halde, hastalarımızın yüzünü güldüremiyoruz. Çünkü bir hastayı ayırabildiğimiz en uzun süre beş dakikayı geçmiyor. Beş dakikada sağlık olmaz." dedi.

Türk Tabipleri Birliği’nin (TTB) “Başka Bir Sağlık Sistemi, Başka Bir Hekimlik Ortamı Mümkün!” eylem programı kapsamında 1 Mart’ta Ankara’da düzenlenecek olan “Büyük Hekim Buluşması”nda bir araya gelmek üzere İstanbul Kadıköy'den başlattığı "Beyaz Yürüyüş"ün Gebze'den sonraki durağı İzmit oldu. Tarihi Fevziye Camii önünde bir araya gelerek Kent Meydanı'na doğru yürüyüşe geçen hekimler, “Sağlık haktır, satılamaz”, “Sağlıkta şiddet sona ersin” “Örgütlü emek, sağlıklı toplum” yazılı dövizler taşıyarak, "Herkese eşit ücretsiz sağlık", "Sağlıkta ticaret ölüm demektir", "AKP sağlığa zararlıdır" sloganları attı.

Yürüyüşün ardından hekimler Kent Meydanı'nda basın açıklaması gerçekleştirildi.

"Herkese ulaşılabilir bir sağlık hizmeti sunalım istiyoruz"

Kocaeli Tabip Odası Başkanı Prof. Dr. Ayşe Engin Arısoy, 'Başka bir sağlık sistemi mümkün' seslenişiyle İstanbul'dan yola çıktıklarını belirterek şöyle konuştu:

"Bugün bu yürüyüşü başlatma nedenimiz bu sağlık sistemindeki çöküş ve bunun karşılığı olarak 'Başka bir sağlık sistemi mümkün' seslenişiyle İstanbul'dan dün yola çıktık. Öyle bir sağlık sistemi ki şu anki bize dayatılan dünyada eşi ve benzeri yok. Öyle ki bir yanda siyasal erkin destek ve her yönden yanında olduğu özel hastaneler, özel ticari sağlık sektörü, öte yanda artan hasta talebi yüzünden giderek eriyen sağlık hizmeti almış insan gücünü giderek kaybeden kamu sağlık sistemi. Bu iki sistem arasında kalan hasta derdine derman aramaktan yoruluyor ve çoğu kez de dermanını bulamıyor. İşte biz bunun için buradayız. İstiyoruz ki herkese ulaşılabilir bir sağlık hizmeti sunalım.

"Sesimizi yetkililere duyurana kadar meydanlarda olacağız"

Öyle bir sağlık hizmeti ki koruyucu sağlık hizmetlerini önemsemeyen bir sağlık hizmeti. Beş dakikaya sıkıştırılmış, muayene süresiyle hastanın öyküsü alınmadan, hastaya dokunmadan yapılan, yapılamayan, verilemeyen bir sağlık hizmeti. Öyle bir sağlık hizmeti ki, sağlık kuruluşlarını savaş alanına çeviren, hekime sağlık çalışanına ve sağlık kuruluşuna yönelik gözü dönmüş şiddet. Öyle bir sağlık hizmeti ki hekimin, mesleki bağımsızlığını giderek kaybetmesine neden olan uygulamalar, yönetmelikler... Öyle bir sağlık sistemi ki ticaretleşme ve taşeronlaşma sonunda hepimizin yüreğini yakan, yaşadığımız yeni doğan bebek skandalı. Sonuçta tedavi edilemeyen hastalar, bulunamayan ilaçlar, yapılamayan operasyonlar. Ayrıca hastadan alınan paralar, ilaç parası gibi ücretli hale getirilmiş kamu sistemi. İşte bu yüzden, bu nedenle biz dün İstanbul'dan yola çıktık. Bugün İzmit durağındayız. Bundan sonra Balıkesir, Bandırma, Bursa, Eskişehir ve Ankara'da 1 Mart'ta Büyük Hekim Yürüyüşü'nde hep beraber olacağız. Ama bu bitmeyecek. Sesimizi yetkililere duyurana kadar, başka bir sağlık sistemi mümkün olduğunu onlara anlatana kadar, önerilerimizi dinlemelerini sağlayana kadar biz meydanlarda olacağız. Mücadelemize devam edeceğiz."

"Mesleğimizi yaparken mutlu değiliz... Beş dakikada sağlık olmaz"

Arısoy’un ardından söz alan Türk Tabipler Birliği Başkanı Prof. Dr. Alpay Azap ise, hekimlerin son derece kötü ve dayanılmaz koşullarda hizmet vermeye çalıştığını ve bunun karşılığını da hiçbir şekilde alamadıklarını ifade ederek şunları söyledi:

"Bizim beklediğimiz karşılık manevi bir karşılıktır. Biz öncelikle hizmet verdiğimiz hastamızın yüzünün gülmesini bekleriz. Ona faydalı olduğumuzu görmek isteriz. Ama ne yazık ki bizim çalışma ortamlarımız, bizim bu zevkten mahrum ediyor diyebilirim. Çünkü, çok az zamanımız var. Çok fazla sayıda hastaya bakmamız istendiği için polikliniklerde, aile sağlığı merkezlerinde neredeyse tuvalete gitmeden, bir damla su içmeden, çay içmeden, aralıksız çalıştığımız halde, hastalarımızın yüzünü güldüremiyoruz. Çünkü bir hastayı ayırabildiğimiz en uzun süre beş dakikayı geçmiyor. Beş dakikada sağlık olmaz. Beş dakikada bir insanın sağlık sorununu anlayıp çözebilmek mümkün değildir. Dolayısıyla bu bize ciddi bir tükenmişlik getiriyor. Mesleğimizi yaparken mutlu değiliz. Karşılığını ne manevi olarak alabiliyoruz ne de maddi olarak. Kamu hastaneleri de özelleşti. Çünkü kamu hastanelerinde performans var artık. Yani kamu hastanesinde çalışan hekimler, sağlık emekçileri de ay sonunda ne kadar ücret alacaklarını bilmeden çalışıyorlar. Hastalandıklarında rapor aldıklarında izne gittiklerinde ücret kaybı yaşıyorlar. Dolayısıyla sistem ne halkımızı mutlu ediyor, ne de sağlık çalışanlarını mutlu ediyor."

"Bu ülkede başka bir sağlık sistemi mümkün"

Türkiye'nin Avrupa ülkeleri arasında sağlığa en az bütçe ayıran ülkelerden bir tanesi olduğunu da söyleyen Azap, şöyle devam etti:

"Halbuki sağlığa çok daha fazla bütçe ayıracak kadar zengin bir ülkede yaşıyoruz. Bir kere sağlığa daha çok bütçe ayrılması gerekiyor. İkincisi önceliğin hastalık değil, sağlık olması gerekiyor. Yani öncelik birinci basamakta koruyucu hizmetler ve insanlarımızın sağlığını kaybetmemesi için harcanması gerekiyor. Daha sonra da hastalananların en iyi şekilde ve en hızlı şekilde sağlığa ulaşmasını sağlayacak bir sistemi kurgulamak mümkün. Birkaç cümleyle özetlenen bu şey aslında gerçekten bu kadar da basit. Sadece bunu yapacak olan irade eksik bu ülkede. Oysa biz hekimler de, Türk Tabipleri Birliği'nde hem bu irade var, hem bu niyet var. Bizim birikimimiz, niyetimiz ve kadromuzda var. Burada gördüğünüz sağlık emekçileri yıllardır bu ülkenin halkı için, sağlık hizmeti sunmaya çalışan, fedakarca çalışan kişiler olarak biz buna istekliyiz ve yüksek sesle söylüyoruz. Bu hayata geçene kadar da vazgeçmeyeceğiz. Bu ülkede başka bir sağlık sistemi mümkün. Başka bir hekimlik ortamı da mümkün."