Ömer Fethi Gürer: “Bu gidiş iyi gidiş değildir. Ötekileştirme ve ayrıştırma dili hiçbir makam ve siyasetin dili olmamalıdır”

Ömer Fethi Gürer: “Bu gidiş iyi gidiş değildir. Ötekileştirme ve ayrıştırma dili hiçbir makam ve siyasetin dili olmamalıdır”

(TBMM) - CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, TBMM Genel Kurulu'nda yaptığı konuşmada, "Tarafsız yargıyı siyasi mühendisliklere alet edenlerin yarattığı tahribat demokrasimize büyük bir yara açmıştır. Demokrasimizi her yurttaşın hakkı için savunmaya devam edeceğiz. Bu mücadele yalnız İstanbul Büyük Şehir Belediye Başkanımız Ekrem İmamoğlu ve diğer tutuklu belediye başkanlarımızın mücadelesi değil, adalet isteyen her yurttaşın ortak mücadelesidir” dedi. Gürer, bu süreçte eylemlerde ve sosyal medya üzerinden yapılan hakaretlere işaret ederek, "Bu gidiş iyi gidiş değildir. Ötekileştirme ve ayrıştırma dili hiçbir makam ve siyasetin dili olmamalıdır" ifadelerini kullandı.

Gürer, TBMM Genel Kurulu’nda, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun gözaltına alınmasının ve tutuklanmasının ardından yaşananlar ve ekonomik kriz konusunda konuşma yaptı.

Ülkenin derin bir yoksullukla karşı karşıya bulunduğunu söyleyen Gürer, emekli ve asgari ücretlinin şiddetli geçim sıkıntısı yaşadığını ve 25 milyon insanın açlık sınırının altında yaşadığını belirtti.

Çalışma yaşamının tam bir modern kölelik düzeniyle devam ettiğini geniş tanımlı işsiz sayısının 11 milyon 379 yükseldiğini vurgulayan Gürer, vatandaşların bankalara ve finans kuruluşlarına bireysel kredi ve kredi kartı borçlarının 4 trilyon 231 milyar liraya ulaştığını anlattı.

UYAP üzerinden açılan, icra dairelerinde derdest dosya sayısı 21 Mart itibarıyla 22 milyon 905 bine yükseldiğini kaydeden Gürer, şöyle devam etti:

“Bu süreçler görünmesin, koltuk elden gitmesin diye iktidar sahipleri akıl almaz uygulamalarda bulunmaktadır. Ciddi bir yönetim sorunu vardır, ülkemizi yüz yıllık siyasi geleneklerini göz göre göre darmadağın eden uygulamalar yaşanmaktadır. Cumhuriyet Halk Partili ilçe belediyelerinden sonra İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanımız Sayın Ekrem İmamoğlu hakkında verilen tutuklama kararı vicdanlarda karşılık bulmamış ve kurulan sandığa koşan 15 milyon yurttaş bu kararı oylarıyla kabul etmediğini göstermiştir. Ayrıca sandığa gidemeyen birçok yurttaşımız da ‘Bu kadarı da olmaz, hukuk siyasallaştırılamaz’ diyerek tepki göstermiştir. Genel kabul bu kararın millet iradesine vurulan bir darbe olduğudur. Tarafsız yargıyı siyasi mühendisliklere alet edenlerin yarattığı tahribat demokrasimize büyük bir yara açmıştır. Tüm bu olumsuzluklara karşın demokrasimizi her yurttaşın hakkı için savunmaya devam edeceğiz. Bu mücadele yalnız İstanbul Büyük Şehir Belediye Başkanımız Ekrem İmamoğlu ve diğer tutuklu belediye başkanlarımızın mücadelesi değil, adalet isteyen her yurttaşın ortak mücadelesidir.”

"Yaşanan süreç bir seçimle halkın değerlendirmesine sunulmalıdır"

İmamoğlu’nun gözaltına alınmasıyla başlayan ve devam eden protesto gösterilerine değinen Gürer, şöyle devam etti:

“Toplumsal olaylar sınırlı da olsa provokasyona açıktır. Bu nedenle Cumhurbaşkanı Sayın Erdoğan ve merhum annesine karşı yapılan hakaretleri şiddetle kınıyor, kabul etmiyoruz. Aynı şekilde Genel Başkanımız Sayın Özgür Özel'e, önceki dönem Genel Başkanımız Sayın Kemal Kılıçdaroğlu'na, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanımız Sayın Ekrem İmamoğlu ve değerli eşi Sayın Dilek İmamoğlu'na, diğer siyasi parti genel başkanlarına ve neredeyse tüm milletvekillerimize sosyal medya üzerinden yapılan hakaretleri de şiddetle kınıyorum. Hiç kimsenin bir başkasına hakaret etme ya da şiddet uygulama hakkı yoktur ve olmamalıdır.

Bu gidiş iyi gidiş değildir. Ötekileştirme ve ayrıştırma dili hiçbir makam ve siyasetin dili olmamalıdır. Yaşanan süreç bir seçimle halkın değerlendirmesine sunulmalıdır. CHP olarak insanca, hakça bir düzeni halkın oyuyla iktidar olarak sağlamaya hazırız. Koltuk korumak için değil, halkın yığılan sorunlarını çözmek için varız. Ne ezilen ne ezen, insanca, hakça bir düzeni savunduk, savunuyoruz.”

Konuşmasında taşeron çalışanların sorunlarını anlatan ve kamuda taşeron çalışan kalmaması gerektiğini anlatan Gürer, ayrıca stajyer ve çırak olarak çalışmaya başlamış olanların emekliliğe esas sigorta başlangıçlarının işe başladıkları gün itibarıyla başlatılmasını istedi.