Soma maden faciası davasında kamu görevlileri yargılanıyor... Savcı esas hakkındaki mütalaasında görevi kötüye kullanmadan ceza istedi

Soma maden faciası davasında kamu görevlileri yargılanıyor... Savcı esas hakkındaki mütalaasında görevi kötüye kullanmadan ceza istedi

Haber: Osman BEKAR

(MANİSA) - Manisa'nın Soma ilçesinde 301 işçinin hayatını kaybettiği maden faciasıyla ilgili 28 kamu görevlisinin yargılandığı davada, duruşma savcısı esas hakkındaki mütalaasını açıkladı. Savcı, sanıklar hakkında görevi kötüye kullanma suçundan ceza verilmesini istedi. Hayatını kaybeden madencilerin avukatı, mütalaayı, "sanıklar için ödül" şeklinde niteleyerek, "Bu suçun alt sınırı 6 ay, üst sınırı iki yıl. Zaman aşımı gündeme gelecek bu bilinen bir şey" dedi.

Soma'da, 13 Mayıs 2014'te, 301 işçinin hayatını kaybettiği Soma Kömür İşletmeleri A.Ş.'ye ait maden ocağında meydana gelen faciaya ilişkin 28 kamu görevlisi hakkında açılan davanın dördüncü duruşması Somam 2. Asliye Ceza Mahkemesinde yapıldı.

Duruşmaya, tutuksuz sanıklar katılmazken, hayatını kaybeden madencilerin aileleri, sanık avukatları ve madenci yakınlarının avukatları duruşmada hazır bulundu.

Duruşma sonrası madenci aileleri adına konuşan avukat Murat Kemal Gündüz, duruşmada, savcılık makamının esas hakkındaki mütalaasını sunduğunu ve sanıkların görevi kötüye kullanma suçundan Türk Ceza Kanunu'nun 257. maddesi uyarınca cezalandırılmalarını istediğini, duruşmaya, 29 Nisan'da devam edileceğini söyledi.

Avukat Murat Kemal Gündüz, yargılanan kamu görevlilerinin, 2009'dan itibaren facianın tarihine kadar facianın yaşandığı maden ocağında denetim yaptıklarını, "Hiçbir denetim raporunda bu kişiler hakkında kusur tespit edilmemiş ama katliamın ardından alınan bilirkişi raporunda, Çalışma Bakanlığı'nın tespit raporunda birden fazla kusur ve ölüme götüren sebepler tek tek sayılmış. Aslında bu rapor, görevin gereği gibi yapılmadığı, ölümlerin meydana geldiği hususundaydı. Bütün arkadaşlar taleplerimiz yaptık. Görevsizlik itirazında bulunduk" dedi.

Avukat Gündüz, bugünkü duruşmada savcının mütalaasını açıklamasını beklemediklerini ifade ederek, mütalaayı, "sanıklar için ödül ve cezasızlığı getiren bir mütalaa" olarak niteledi.

Sanıklarla ilgili tüm kusurlar tespit edilmesine karşın mütalaada sanıklar hakkında Türk Ceza Kanunu'nun 257. maddesi uyarınca, görevi kötüye kullanma suçundan ceza istendiğini bildiren Gündüz, "Bu suçun alt sınırı 6 ay, üst sınırı 2 yıl. Zaman aşımı gündeme gelecek, bu bilinen bir şey" diye konuştu.

Esas hakkında mütaalaya karşı beyanda bulunmak üzere avukatlara süre verildiğini ve duruşmanın 29 Nisan'a bırakıldığını aktaran Gündüz, "Şu haliyle bu mevcut mütalaa ile sanıklar ödüllendirilmiş oldu. 301 insan öldü, 162 kişi yaralandı. Sırf bu tespit edilen ihmal suçları sebep oldu bunlara. Buna rağmen, görevsizlik itirazımız kabul edilmeyerek, sanıkların birden fazla insanların ölümüne sebep olma yaralanmasına sebep olma suçundan ağır ceza mahkemesinde yargılamasının önü kesilmeye çalışılıyor" değerledirmesini yaptı.

"İş cinayetlerindeki cezasızlık kültürü artarak devam ediyor"

Bağımsız Maden İş Sendikası avukatlarından Mürsel Ünder ise şunları söyledi:

"Soma katliamının ilk aşaması olan katillerin ve işveren vekillerinin yargılanmış olduğu dosyadaki hukuki garabetleri tüm Türkiye toplumu gördü. Cumhuriyet tarihinde eşine az rastlanacak şekilde bir garabetle yargıya sermayenin korunup kollandığı bir pratiğini en üst düzeyde Yargıtay üyelerinin hızlı bir şekilde değiştirilmesi ile görmüş oldu. Sermayeye kol kanat geren bir pratikti. İkincisi ise kamu görevlilerine patronlara kol kanat germiş olan kamu görevlilerinin yargılanması ile ilgili başta, bunların yargılanmaması gerektiği kusurunun olmadığına ilişkin bir değerlendirme vardı. Bu itirazlarımız Anayasa Mahkemesi'nden döndü. Döndükten sonra da sermayeye kol kanat germe cezasızlık kültürünün kararlarının uygulandığı 2 yıl boyunca bu dosyada hiçbir işlem yapılmadı. Aileler taraf olarak görülmedi. Bizler UYAP sisteminde savcılık soruşturmasının ne alemde olduğunu göremedik.

Bugün istenilen cezaları göz önünde bulundurduğumuzda yargıda patronlara kol kanat geren bürokratların, kamu görevlilerini kollayan ceza verilmemesini gerektiren altyapıyı dinlemiş olduk. Hem emsal yargı kararlarından hem uluslararası sözleşmelerden defalarca bahsettik. Fakat iktidarın sermayeyi sevme ve sermayeyi koruyan ve kollayanlara kol kanat uygulaması, hukukçular için dediğimiz iş kazaları ve iş cinayetlerindeki cezasızlık kültürü artarak devam ediyor. Uluslararası hukuk anlamında ve ülkemiz açısından korkunç derece kararlar. Tüm toplum kesimlerinin, toplumsal muhalefetin karşı durması gerekir. Biz Soma katliamında yeterince etki yaratamadığımızdan dolayı Türkiye toplumu olarak ondan dolayı Amasra oluyor, Zonguldak oluyor, İliç oluyor, Kartalkaya oluyor bu cezasızlık kültürüne insani vicdani hukuki olarak tüm taraflardan karşı çıkması tarafından yargı pratiği ile karşı karşıyayız. Sonuçta hem aileleri, Türkiye toplumunu hem ailelerin avukatını bizlere pışpışlamak amacıyla yapılan göstermelik bir yargıyla karşı karşıyayız. Adalet mücadelemiz, adalet talebimiz Soma katliamındaki gerçek sorumluların yargılanacağı, cezalandırılacağı güne kadar yapılabilecek tüm itirazları yapacağız."

"Kamu görevlilerinin de suçu var"

Faciada oğlu Uğur Çolak’ı yitiren, Soma 301 Madenciler Sosyal Yardımlaşma Derneği Başkanı İsmail Çolak ise şöyle konuştu:

"10 yılı aşkındır verilen hukuk mücadelesinde bilindiği üzere kamu görevlilerinin yargılandığı davanın bugün dördüncü duruşması. Savcı beyin verdiği mütalaa bugün için kabul edilebilir mütalaa değil. Mütalaanın sonunda bir ceza çıkmayacağını, çeşitli nedenlerden dolayı zaman aşımına gireceğini düşünüyoruz avukatlarımız da öyle açıkladı. Bu insanların adil yargılanmadıklarını, bu olayın sıcaklığıyla özellikle Enerji Bakanlığı'na suç duyurusunda bulunmuştum bireysel olarak, o zaman için avukat Can Atalay'a vekalet verdim. Bu kamu görevlilerinin de suçu var, bunların da yargılanmasını istiyoruz. Bunların hakkında suç duyurusunda bulunmuştuk. Zamanın Enerji Bakanı Taner Yıldız'ın bana verdiği cevap şuydu; 'Benim bürokratımın Soma maden katliamında suçu yoktur. Sorumluluk tamamen Soma A. Ş’dedir'. Şu yargılanan müfettişleri koruma altına alarak Anayasa Mahkemesi'nin bu kararı bozması ile burada yargılanmasının önü açıldı. 301 kişinin ölümünden onların da sorumlu olduğunu biliyoruz ve iddia ediyoruz."