Yeni Yol Grup toplantısı... Saadet Partisi Genel Başkanı Arıkan: “Bugün Türkiye'de hem de Adalet ve Kalkınma Partisi iktidarında tarihimizin en büyük adalet ve kalkınma krizleri yaşanmaktadır”

(TBMM) - Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan, gelinen noktada tutuklamaların artık bir tedbir değil, tehdit mekanizması haline geldiğini belirterek, ''Bugün Türkiye'de hem de Adalet ve Kalkınma Partisi iktidarında tarihimizin en büyük adalet ve kalkınma krizleri yaşanmaktadır. Eğer gerçekten derdiniz yolsuzluksa kendi kamburunuzu görmeyip başkasına 'düz yürü' demekten vazgeçip şu sorulara cevap verin. 800 milyon dolara mal olduğu söylenen Ankapark’la ilgili hangi soruşturmayı başlattınız, hangi savcıyı görevlendirdiniz? Bu milletin 128 milyar dolarını buhar edenlerle ilgili hangi incelemeyi başlattınız? Hangi soruşturmaya başladınız, hangi savcıyı görevlendirdiniz'' dedi.
TBMM'de Yeni Yol Grup toplantısında konuşan Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan, ülke gündemine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Arıkan, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Cumhurbaşkanı sıfatını ve sorumluluklarını bir kenara koyduğunu, parti genel başkanı sıfatıyla taraftar odaklı cümleler kurduğu yeni bir sürecin yaşandığını söyledi. Arıkan, şunları kaydetti:
''Bakanlarımızın, valilerimizin, kaymakamlarımızın kamu yöneticisi değil de parti üyesi gibi davranmalarını hayretler içerisinde izliyoruz. Bu tavrın kaybedeni üzülerek ifade ediyorum milletimiz, memleketimiz olacaktır. Hiç kimse bizden oluşturulan gündemin doğal işletilen sürecin makul gelinen noktanın adil olduğunu inanmamızı beklemesin. Çünkü bu süreçte eğer ki hakikatin ortaya çıkması için değil, hükümete rakip çıkılmaması için kullanılıyor. Kamuoyunda böyle bir şüphe ve kanaatin olduğunda hep beraber müşahede ediyoruz. Sayın İmamoğlu hakkındaki sürecin geleceğin cumhurbaşkanına yönelik olarak gösterilmesi de yanlıştır herhangi birine dair adli soruşturma süreci olarak görülmesi de yanlıştır.
''Hakimler ve savcılar bağımsız karar alabilselerdi, gizli tanık konusuna kimse şüpheyle bakmazdı''
Gelinen noktada tutuklama artık bir tedbir değil tehdit mekanizmasıdır. Tarafsız yargı ise artık bir mizan değil, mizah konusu olmuştur. Birkaç gündür sosyal medyada gizli tanık mizahına şahit oluyoruz. İçinde bulunduğumuz bu adaletsiz süreç gizli tanıklık konusuna da şüpheli yaklaşmamıza sebep oluyor. Neticede eğer hakimler ve savcılar bağımsız karar alabilmiş olsalardı, elbette gizli tanık konusuna da kimse şüpheyle bakmazdı. Eğer güvenilen bir hukuk sistemimiz olsaydı elbette bu şakalar yapılmazdı. Çok kötü yürütülen bir süreç sonunda diyoruz ki ne hiçbir sorun yok parafı atabilecek ne de mutlak suçlu mührü vurabilecek kadar bilgiye sahip değiliz.
''Kendi kamburunuzu görmeyip başkasına 'düz yürü' demekten vazgeçin''
Ne var ki bugün Türkiye'de hem de Adalet ve Kalkınma Partisi iktidarında tarihimizin en büyük adalet ve kalkınma krizleri yaşanmaktadır. Nitekim bugün 24 belediye kayyumda, bir milletvekili cezaevinde, bir genel başkan cezaevinde, sayısını bilemediğimiz birçok gazeteci ve akademisyen cezaevinde. En son Türkiye'nin en büyük şehri olan İstanbul'un belediye başkanı ve ekibi de cezaevinde. Ama bütün bunların yanında bildiğimiz başka gerçekler de var. Ankara'yı parsel parsel satanlar dışarıdalar. Rıza Zarrab'tan milyonluk rüşvet alanlar dışarıdalar. Bavullarında külçe külçe altınla yakalanan milletvekilleri dışarıdalar. Kendi bakanlığına dezenfektan satanlar dışarıdalar. Yunus Emre Enstitüsü’nü soyanlarda dışarıdalar. Kartalkaya otel yangınının en büyük sorumlusu bugün hala bakanlık koltuğunda oturmakta maalesef. Eğer gerçekten derdiniz yolsuzluksa eğer gerçekten derdiniz yetim hakkını korumaksa kendi kamburunuzu görmeyip başkasına ‘düz yürü’ demekten vazgeçip şu sorulara cevap verin. 800 milyon dolara mal olduğu söylenen Ankapark’la ilgili hangi soruşturmayı başlattınız, hangi savcıyı görevlendirdiniz? Bu milletin 128 milyar dolarını buhar edenlerle ilgili hangi incelemeyi başlattınız? Hangi soruşturmaya başladınız, hangi savcıyı görevlendirdiniz?
''Beşiktaş Belediyesi’yle aynı şirketten ihale alan Elazığ Belediyesi için hangi incelemeyi başlattınız?''
Bir olay anlatacağım. Bu hadise iki belediye, iki ihale, iki belediye başkanı, iki tane de şirketten oluşuyor. Birisi Elazığ belediyesinde bir ihale yapılıyor. Bir şirket 82 araç için üç yıllık kira bedeli olarak 530 milyon liraya ihaleyi kazanıyor. Oysa aynı araçların satın almak isteseniz ödeyeceğiniz bedel sadece 100 milyon lira. Böylesine büyük bir şaibe var ortada. Diğeri ise Beşiktaş Belediyesi orada da ihale yapılıyor. Elazığ Belediyesi ile ihaleye giren aynı şirket onu da kazanıyor. Aynı isimler, şirketler ve usullerle ile iki belediyeden iki ayrı ihale alıyorlar. İlginç olan ne biliyor musunuz? Beşiktaş Belediye Başkanı o şirketle o ihale yüzünden tutuklanıyor. Elazığ Belediyesi'ne savcılığa ‘burada yolsuzluk şaibesi var’ denilmesine ve böyle bir dilekçe verilmesine, gizli bir tanık tarafından ifade verilmemesine rağmen hiçbir adım atılmıyor. Peki fark ne? Tek bir fark var birisi iktidar partisine ait bir belediye, diğeri de muhalefet partisine ait bir belediye. Şimdi soruyorum 100 milyona alınabilecek temizlik araçlarını 500 milyona üç yıllığına kiralayan Elazığ Belediyesi için hangi incelemeyi başlattınız, hangi soruşturmaya başlattınız, hangi savcıyı görevlendirdiniz?
''Ne askeri ne sivil vesayet tek çıkar yol var o da adalet''
Bugün muhalefete karşı yürütülen operasyonlar yetim hakkını korumak için değil, siyaseti dizayn etmek için yapılıyor Biz bunu reddediyoruz. Dün ne yapsalar boş göklerden gelen bir karar var diyenler bugün tüm kararları hem de tekerlerine geçirmenin mücadelesi içindeler maalesef. Biz de diyoruz ki ne askeri ne sivil vesayet tek çıkar yol var o da adalet, adalet, adalet diyoruz.
''Erdoğan'ın Trump'la telefon görüşmesi bölgemizin ve siyasetimizin dizaynı hakkında şüphelerimizi artırıyor''
İstanbul Belediye Başkanı gözaltına alınmadan önce Erdoğan'ın Trump'la yaptığı telefon görüşmesi hem bölgemizin hem de siyasetimizin dizaynı hakkında şüphelerimizi ve endişelerimizi arttırmaktadır. 16 Mart'ta henüz daha bu olaylar başlamadan önce Sayın Erdoğan'la Trump arasında bir telefon görüşmesi gerçekleşti. Amerika’nın Ortadoğu Özel Temsilcisi bu görüşmeyi 'Türkiye'den çok sayıda iyi ve olumlu haber geldiğini ve bunun önümüzdeki günlerde haberlerde görüleceğini' söylemişti. Bu açıklamaların ardından Türkiye'de yeni bir dönem başladı. Aynı anda Türkiye'nin F35 programına yeniden dahil edilme planları ve ekonomik yaptırımların ortadan kaldırılması gibi meseleleri gündeme gelmesi elbette tesadüf değildir. Türkiye'de yaşanan hukuksuzluklar karşısında AB ülkeleri tepki gösterirken ülkemizdeki her olayla alakalı yorum yapan Amerika'nın bu sefer 'ülkelerin iç işlerini karışmıyoruz' demesi üzerine dikkatli durulması gereken hususlardan biridir.
Gazze, Suriye, İran, yeni çözüm süreci ve bu yeni yaşananlar birbirinden bağımsız düşünülemez. Yeni düzen kurulurken iktidar kendi koltuğunun bekasını mı yoksa devletimizin geleceğini mi düşünmektedir? Suriye'deki İsrail işgaline karşı sessiz kalmasının sebebi bu gelişmeler midir? En önemlisi de yaşanan hukuksuzluklara karşı Amerika'nın sessiz kalması için Türkiye neleri görmezden gelmiş, nelere sessiz kalmıştır? Bu soruların cevabını bekliyoruz.''
(Sürecek)