DEVA Partili Ekmen: "Temmuz 2023'ten bu yana ABD ve İngiltere'nin de içinde olduğu bir süreç Kandil, İmralı ve Suriye'de çalışıyor"

(BATMAN) - DEVA Partisi Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Emin Ekmen, terör örgütü PKK lideri Abdullah Öcalan'ın örgüte silah bırakma çağrısıyla ilgili sürece ilişkin olarak, Temmuz 2023'ten bu yana ABD ve İngiltere'nin de içinde olduğu bir sürecin Kandil'de, İmralı'da ve Suriye'de çalıştığını ileri sürerek, "Bir iletişim modelinde mutabık kaldılar. Erdoğan’la Bahçeli’nin -‘hiç pazarlık yok’ diyorlar ya- bu süreçte biri 8 öbürü 13 ayrı konuşmada, biri 4 biri 6 sayfa tutacak kadar demokratikleşmeden bahsetmişler. Pazarlık yok deniliyor ancak örgüt feshedilirse gereğinin de yapılacağı noktasında güçlü mesajlar var" ifadesini kullandı.
DEVA Partisi Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Emin Ekmen, Batman'da basın mensuplarıyla bir araya gelerek, terör örgütü PKK lideri Abdullah Öcalan'ın örgüte silah bırakma çağrısıyla ilgili sürece ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Sürecin önemli olduğunu, terörün sona ermesiyle güçlenecek demokratik siyasi hayatın, çok sayıda kesim için önemli kazanımlar getireceğini ifade eden Ekmen, şunları söyledi:
"Bence Öcalan devlete vekalet bıraktı. Benim tespitlerime göre, bilgi olarak söylüyorum. 2023 Temmuz'undan beri içinde ABD ve İngiltere’nin olduğu bir süreç Kandil’de, Suriye’de ve İmralı’da çalışıyor. Sürecin kamuoyuna sunumunda Bir iletişim modelinde mutabık kaldılar. Dediler ki ‘Bu iş Bahçeli olmadan olmaz. Bahçeli de bu haliyle bir pazarlığın tarafı olacak değil. O çağrısını yapar siz de buna icabet edin ama bize güvenin. Biz bu işin gereğinin ne olduğunu iyi biliyoruz.'
Erdoğan’la Bahçeli’nin -‘hiç pazarlık yok’ diyorlar ya- bu süreçte biri 8 öbürü 13 ayrı konuşmada, biri 4 biri 6 sayfa tutacak kadar demokratikleşmeden bahsetmişler. Örgütün feshi ile genişleyecek siyasi demokratik zemine bu kadar çok referans verilmesi boşuna değil. Pazarlık yok deniliyor ancak örgüt feshedilirse gereğinin de yapılacağı noktasında güçlü mesajlar var. Uzunca bir süredir Türkiye hukuk düzeninden, lütuf düzenine geçti. Hukuk düzeninde bir adam, Bahçeli’yle Erdoğan’a karşıdan bir bardak suyu istese, suyu alamadığı gibi dayak da yiyebilir. Ama bir adam gitse dese ki ‘ben sizin vicdanınıza, merhametinize, adalet duygusuna kendimi teslim ediyorum’ o adama öyle bir sofra kuruyorlar ki aklı hayali bile almıyor. bu sürecin iletişimi de böyle kararlaştırılmış; ‘pazarlık yok, talep yok ama işin gereği neyse yapacağız’ demişler."