İYİ Parti Grup toplantısı... Dervişoğlu: "AK Parti’ye 25 yıldır emek verenlerin, MKYK’nın sığınmacı çadırına döndürülmesine verecekleri cevabı merak ediyorum"

(TBMM) - İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, "Aldıkları oya ihanet edenlerin yeri, demokrasiye ve demografiye ihanet edenlerin yanıdır. Hiçbir rahatsızlığımız yoktur. Ama doğrusunu isterseniz, AK Parti’ye 25 yıldır emek verenlerin, parti MKYK’sının sığınmacı çadırına döndürülmesine verecekleri cevabı ben de merak ediyorum. Buradan sesleniyorum; makam mevki dağıtarak belli ki imkansızı arıyorsun Recep Tayyip Erdoğan. Sana yol vermeyeceğiz. Bunun için siyasi entrikalar ve tezgahlar kurmaya hazırlanıyorsan da, buyur gel hodri meydan. Biz buradayız. Hepiniz birsiniz biz yine Tekiz. Türk milletinin yıkılmayan son kalesiyiz" dedi.
İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada, yargı bağımsızlığının zan altında bırakıldığını ileri sürerek, "Gerek konvansiyonel, gerekse sosyal medyada tek elden yönetilen itibarsızlaştırma süreçleriyle işlerine gelmeyenin ilkokul karnesine kadar sorgulama yapıyorlar. Tam bir düşüklük ve düşkünlük örneği sergiliyorlar. Erdoğan ve saray vesayetinin Türkiye’nin üzerine kabus gibi çöktüğü ortadadır. Yargıda azınlıkta ancak kritik görevlerde olan birtakım grupların, yetkilerini silah gibi kullandığı bir gerçektir. Bu arsızlık senfonisinin arkasındaki propaganda başkanı aracılığıyla ‘Daha adil bir dünya mümkün’ diye dünya başkentlerinde tır dolaştırıp, toplantı tertipliyorlar. Sorsan, Filistin davası güdüyorlar. Ama Trump’ın Gazze’de yapacağı ‘çılgın projeye’ susuyorlar. Lafa geldi mi mangalda kül bırakmayan Tayyip Erdoğan’dan ‘Eeeeey Trump’ diye başlayan bir cümle duydunuz mu? ‘Daha Adil Bir Dünya Mümkün’ diye caka satıyorlar. Ama adil bir Türkiye isteyeni düşman belliyorlar" ifadesini kullandı. Dervişoğlu, şunları kaydetti:
"Türkiye’yi, FETÖ’nün darbe hazırlığı olarak yaptığı düzenlemelerle yönetiyorlar"
"Mücadele edilmesi gerekenlerle mücadele etmiyor, edemiyorlar. Düzeltmeleri gereken şeyleri düzeltmiyor, düzeltemiyorlar. Çünkü artık saray kadıları da siyasete bulaşmaktan utanmıyor. Aksine, Cumhuriyetin değil, ‘Erdoğan’ın savcısı’ rolüyle, kendilerini gösterme telaşındalar. Öyle bir hırsla hareket ediyorlar ki, belki Adalet bakanı, bakan yardımcısı, kurul üyesi ya da yargıtay üyesi olurum hevesiyle, bütün Türkiye’yi soruşturacak ve mahkeme kapasına düşürecek hale geldiler. Gerçek suçlular sokaklarda rahatça gezerken, başını kaldıranı Silivri’ye göndermek için canhıraş çalışıyorlar. Korku siyasetinin uzantısı olarak, katili, tecavüzcüyü, sapığı, dolandırıcıyı, çete mensubunu, tetikçiyi mevcuttakiler azmış gibi sokaklara salmak istiyorlar. Bağımsız Türk yargısından, saray kadılığına nasıl geldik? Erdoğan vesayeti dediğimiz bu düzen, ilmek ilmek örüldü. Bugün kullandıkları yetki, kurdukları bu düzen, FETÖ’nün o yıllarda hazırlığını yaptığı darbenin ön adımlarıydı. Yani bunlar bugün Türkiye’yi, FETÖ’nün darbe hazırlığı olarak yaptığı düzenlemelerle yönetiyorlar. Ne kadar acı değil mi? Ne kadar utanç verici. Biliyorum, Cumhuriyetin savcılarının, vicdanlı hakimlerin yüreği yanıyor. Biliyorum sayıları az değil. Ve inanıyorum ki, onların varlığı galip gelecek.
"İnadına konuşacağız. Çünkü Cumhuriyet konuşabilmektir"
Artık eminiz ki, bu iktidarın en önemli yeteneği sinsiliğidir. Bugün adalet duygumuz yara aldıysa, yargıya güvensizlik, bu kadar arttıysa, işte bu sinsilik yüzündendir. Bu iktidar, devletin ve milletin değil, kendi ihtiyacına göre yasa yapmakta ustalaştı. TMSF ve Devlet Denetleme Kurulu’na olağanüstü yetkiler veren kanunlarla, Türk devlet geleneğinde görülmemiş işe hazırlanıyorlar. Bırakın girişim özgürlüğü, sermaye güvenliğini, mülkiyet hakkı ve güvenliği dahi ortadan kalkmış durumdadır.
Milyonlarca vatandaşımıza iş ve ekmek imkanı sağlayan girişimcilerimizin, iş insanlarımızın, şirketlerimizin, kendini güvende hissetmediği bir Türkiye, felaketin eşiğinde demektir. Vatandaşın neredeyse yarısı, yasaların herkese adil ve tarafsız uygulanmadığını söylemektedir. 2013’te bu oran yüzde 28, 2016’da yüzde 33’tü. Şimdi memleketin yarısı güven sorunu yaşıyor. Bu iktidara seslenmenin, hakim ve savcı güvencesini sağlayın, yargıyı rahat bırakın demenin manası yoktur. Önümüzde iki yol vardır: Ya hem sefalet hem korku içerisinde onursuzca yaşamak ya da önce korkuyu, sonra bu iktidarı, sonra sefaleti yenip insanca yaşamak. Bu sebeple, inadına konuşacağız. Çünkü Cumhuriyet konuşabilmektir. Mesuliyet alacağız. Hem kendimizin hem birbirimizin mesuliyetini taşıyacağız. Çünkü Cumhuriyet mesuliyettir. İnisiyatif alacağız. Öğrenciysek okulda, sanıksak mahkemede, işçiysek fabrikada, hocaysak kürsüde, esnafsak ticarette. Çünkü cumhuriyet inisiyatif alabilmektir. İşte bu yüzden Gazi Mustafa Kemal Atatürk, 100 yıl öncesinde bugünleri öngörmüş ve şu satırları yazmıştır: ‘Vazifeye atılmak için… İçinde bulunduğun vaziyetin imkan ve şeraitini düşünmeyeceksin!’. Vazife, o kantarın kaçan topuzunu düzeltmektir. Tarih de millet de şahit olsun. And olsun ki düzelteceğiz.
"Konu Türk varlığı olunca sessizliğinizin sebebi nedir"
İktidar ya da borazanlarına sorsan, bu sorunların hiçbiri yaşanmıyor. Onlar için her şey güllük gülistanlık. Bu fıtrattakilerin vazgeçemediği şey hamasettir. Çünkü, her işi yalan, yanlış olanlar, hamaseti ekran koruyucu yaparlar. Tıpkı güney sınırımızda olanlarda yaptıkları gibi. Halep Kalesi’ne bayrak asıp, Şam’da çay içerek poz verdikleri gibi. Muzaffer bir edayla dolaştığınız Suriye’nin, Türkiye’ye gümrük vergisinde yaptığı yüzde 300 zamla ilgili ne düşünüyorsunuz? Suriye yönetimi, Lübnan’a ve Ürdün’e gümrük indirimleri yaparken, Türkiye’ye niçin bu kadar fahiş zam yapılmıştır? 150 euro olduğu iddia edilen vize ücreti uygulaması ne manaya gelmektedir? Bu olay, Türkiye’ye doluşturduğunuz kaçakları göndermemek için danışıklı dövüş müdür? Yoksa Colani’ye bile sözünüzün geçmediğinin, kağıttan kaplanlığınızın bir göstergesi midir? Dahası, Suriye’nin güneyinde Netanyahu’nun genişleme siyasetine, Şam’da çay fotoğrafları verdiğiniz Colani’nin itirazı yok mudur? Suriye Türkmen Meclisi 2 gün önce yaptığı açıklamada, Suriye’deki yeni anayasal ve siyasi sürecin önemli ayağı olan Ulusal Diyalog Konferansı’ndan dışlandığını açıklamıştır. Bu vahim durum, bizi şaşırtmamıştır. Çünkü aynı filmi Irak’ta gördük. Kerkük’te, Musul’da gördük. Türkmen varlığı adım adım silinmeye çalışılırken, Barzani’yle ve Talabani’yle ağam paşam geçinenler, bindirme kıtalarla yapılan nüfus sayımlarına ses çıkarmayanlar bunlardı. Tapu kayıtları sistematik olarak yok edilirken, havaya bakıp ıslık çalanlar bunlardı. Konu Türk varlığı olunca sessizliğinizin sebebi nedir? Bunlar konu Türk olunca, alerjileri depreşen insanlardır. Ve gerçek yüzleri ortaya çıkar. Çünkü Türkiye’de Türk fikrine düşmandırlar. Uygur Türklerine yapılan katliamlar pul kadar önemli değildir. Batı Trakya’da okullar kapatılır, lafını bile etmezler. 'Halep’e Türk bayrağı dikiyoruz' diye propaganda yapıp, konuyu kapatırlar.
"Saray sultanı, bizi, yani muhalefeti değiştirmeye karar vermiş"
Türk’ün Cumhuriyeti’ni, eski diye tarif etmeleri bu fıtratın gereğidir. Eski Türkiye diyorlar ya, kendilerinden gayrı eski kalmamıştır. Türkiye'nin en eskisi Recep Tayyip Erdoğan'dır. Halen masal anlatıyorlar. Neredeyse çeyrek asırdır o makamlarda oturup halen ‘bizden öncesi’ diye konuşabilmek, arsızlığın nirvanasıdır. Biz gerçek Türkiye’yi yaşıyoruz, onlar 'Tayyip harikalar diyarında'. Aramızdaki fark, yalanla hakikat arasındaki kadar nettir. İşte bu farktan rahatsız olduğu için, saray sultanı, muhalefeti değiştirmeye karar vermiş. Muhalefete çekidüzen verecekmiş. Amaçları bellidir: Muhalefete tahammülleri yok, koltuk değneği istiyorlar. Cumhuriyet yıkılsa da alkışlayan, Türkiye Türksüzleştirilse de sessiz kalan partiler istiyorlar. Aylar önce partimizden ayrılanları, sanki dün ayrılmışlar da AK Parti’ye katılmışlar gibi gösterip algı yaratmaya kalkışıyorlar. Bazılarının bizden ayrılmaları kayıp değil kazançtır. Bir başka anlamıyla bizim açımızdan özgürleşmedir. Ayrıca, demokrasilerde vatandaşın oyunun namusunu, siyasetçinin namusu korur. Her siyasetçi de kendi namusundan mesuldür.
"Makam mevki dağıtarak belli ki imkansızı arıyorsun Erdoğan"
Aldıkları oya ihanet edenlerin yeri, demokrasiye ve demografiye ihanet edenlerin yanıdır. Hiçbir rahatsızlığımız yoktur. Ama doğrusunu isterseniz, AK Parti’ye 25 yıldır emek verenlerin, parti MKYK’sının sığınmacı çadırına döndürülmesine verecekleri cevabı ben de merak ediyorum. Buradan sesleniyorum; makam mevki dağıtarak belli ki imkansızı arıyorsun Recep Tayyip Erdoğan. Sana yol vermeyeceğiz. Bunun için siyasi entrikalar ve tezgahlar kurmaya hazırlanıyorsan da, buyur gel hodri meydan. Biz buradayız. Hepiniz birsiniz biz yine tekiz. Türk milletinin yıkılmayan son kalesiyiz. İstiklal Marşı 'Korkma' diye başlayan, bayrağında, imparatorlukların simgesi ay yıldızı taşıyan, ataları şehitlikle nam salmış, büyük Türk milleti müsterih olsun. Türk milletinin egemenliğini, varlığını, büyük bir iradeyle koruyacak olan, milyonlarca İYİ Partili var. Son kale biziz, son ocak biziz ve Cumhuriyet nöbetindeyiz. Büyük Türk milleti sesimize kulak versin: Gök ve yer durdukça, Türk ilinin ve Türk töresinin yıkılmasına geçit vermeyeceğiz. Büyük Türk milleti andımıza ortak olsun: Namusumuz olan Cumhuriyeti sonsuza kadar yaşatacağız. Büyük Türk milleti ışığımıza yol başçısı olsun: Cumhuriyetin ülkü ve ilkelerine sadık kalarak, Türkiye’yi ayağa kaldıracağız. Yılmayacak, yıldırım olacağız. Korkmayacak, kasırga olacağız. Işığımız sönmeyecek, güneş olacağız. Bilinsin ki, yerin ve göğün muhafızı Türk milletinin, 21’inci yüzyıldaki yükselişine, hiçbir güç ve odak engel olamayacak. Görevimiz bellidir: Cumhuriyeti yıktırmayacağız. Türkiye’yi Türksüzleştirmeyeceğiz. Türk vatanını böldürtmeyeceğiz. Milletimizin endişe ettiği her anda da aynı şiarı haykıracağız; ey vatan, gözyaşların dinsin, yetiştik çünkü biz"
(SON)