CHP'nin cumhurbaşkanı adayı ön seçim toplantısı... Ekrem İmamoğlu: "Bugün yine yeniden hep birlikte yola çıkıyoruz"

CHP'nin cumhurbaşkanı adayı ön seçim toplantısı... Ekrem İmamoğlu: "Bugün yine yeniden hep birlikte yola çıkıyoruz"

(ANKARA) - İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı (İBB) ve CHP'nin cumhurbaşkanlığı ön seçim adayı Ekrem İmamoğlu, Cumhurbaşkanlığı ön seçim toplantısında "Cumhuriyetimizin yeni yüzyılında geleceğin rotasını tayin etmenin eşiğindeyiz. 102 yıl önce büyük bir yıkımın ardından bitap düşmüş bir milletin bir memleketin ekonomisini, adaletini, birliğini inşa etme sorumluluğuyla karşı karşıya olan Mustafa Kemal ve arkadaşlarının iradesine, azmine, kararlılığına hep birlikte bugün ihtiyacımız var. Bugün yine yeniden hep birlikte yola çıkıyoruz. Dünya yeniden kurulurken biz de Türkiye'nin bu yeni dünyada nasıl bir yer alacağına hep birlikte karar vereceğiz" dedi.

İBB ve CHP'nin cumhurbaşkanlığı ön seçim adayı Ekrem İmamoğlu, parti genel merkezinde Cumhurbaşkanlığı ön seçim toplantısına katıldı. İmamoğlu şöyle konuştu:

"Değerli yol arkadaşlarımız bugün tarihi bir gündür. Bugün partimizin Türkiye tarihinde ilk kez dünyada çok az Cumhurbaşkanı adayını bir partinin üyeleri seçsin diye yola çıkışının ilk günü ilk duyurusu. Açıkçası böyle tarihi bir anda farklı duygularla konuşmama başlamayı isterdim ama ne yazık ki yine bu sabah aylardır ülkemize yaşatılan utanç verici hepimizin başını öne eğdiren ve gerçekten insanlarımızın yaşamlarıyla ilgili dahi tereddüte düşürten uygulamalardan birisini daha yaşamanın utancı içerisindeyiz. Beykoz'da 65 yıllık Paşabahçeli iyi eğitimli daha önce de belediye başkanlığı yapmış devlet adabını bilen insanlarla iyi diyalog kurmuş, kendini sevdirmiş, daha önceki dönemi 1990'lı yıllarda olmasına rağmen hala insanların evinde barkında hizmetinin sesini duyduğumuz Beykoz Belediye Başkanımız Alaattin Köseler sabah 04.00 sıralarında evine eşi uyurken polis baskınıyla giriliyor, arama yapılıyor ve gözaltına alınıyor. Hakkındaki itham her neyse ifadeye çağırıldığında koşa koşa gitmekten asla tereddüt etmeyecek bir belediye başkanına sabah 04.00'da ev basını yapmak nasıl bir iddia? Nasıl bir kişisel hırs öfkenin yansıması?

"Ne yaparlarsa yapsınlar bunun sürdürülemez olduğunu görecekler. Göstereceğiz"

Bu anlaşılır bir şey değil diyebilirsiniz ama ben bu öfkeyi ve bu hırs yansımasının neden olduğunu biliyorum. Bu öfke bir hafta öncesine dayanıyor. Biliyorsunuz yine geçen hafta akşamüstü Beykoz Belediyemize polisler geldi. Bazı dosyalar istediler. Ellerinde de bir savcı imzalı belge vardı. Ne oldu biliyor musunuz? O savcının bundan haberi bile yoktu. Doğal olarak imzası da yok. Ben o belgeden anlamam ama o belgeye barkoda tutulduğunda o barkoddan hiçbir şeye ulaşılamıyor ve görülmüyor. Ortalık karıştı bu iş ayyuka çıkınca kötü planın sahibi o akşam bu iş uygulanmayınca belli ki çok öfkelendi, kişisel husumete işi döker gibi sabah saat 04.00'da Belediye Başkanının evine baskın yapıldı. Utanç verici. Bu normal işler değil. Bunlar gerçekten bu ülkede asla görmek istemeyeceğimiz, hiç kimsenin başına gelsin istemeyeceğimiz, bir kişinin dahi yaşamasını istemeyeceğimiz ayıp şeyler. Kötü işler. Ve ne yazık ki Belediye Başkanımız şu anda İstanbul'da Vatan Caddesi'ndeki polis merkezinde. Tabii Türkiye'de bunlar çok kötü işlere bizleri alıştırmak istiyorlar. Ne yaparlarsa yapsınlar bunun sürdürülemez olduğunu görecekler. Hepsine de bunu sürdüremeyeceklerini biz göstereceğiz, bu salondaki insanlar ve onların yoldaşları gösterecek.

"O sandık eninde sonunda milletin önüne gelecek"

Türkiye'de her şey çok hızlı değişir. O sandık eninde sonunda milletin önüne gelecek. Siyaseti dizayn etmeye çalışan başta Cumhurbaşkanı ve bu yönetim anlayışı o gün anlayacaklar ki bu milletimizin bu dahi milletimizin, Türk milletinin o kafasında hiçbir şeyi dizayn edememişler. Tarihin en büyük hezimetini yaşayacaklar. Birkaç sene çabuk geçer. Zannediyorlar ki karşılarında pes edecek bir insan grubu var. Asla yok. Tarihin en büyük hezimetini onlara yaşatacak olan buradaki insanların temsil ettiği on milyonlarca insanım var. Onu buradan net olarak ifade etmek isterim. Onlara güle güle demeyi, onları göndermeyi dört gözle bekliyorum. Bu hukuksuz, kötü uygulamaların tekrar ifade edeyim ki; 86 milyon insanımızdan şu bir kişinin de başına gelsin diyecek hiç kimse bu salonda yok. Bir kişinin bile başına gelmesin diyecek insanlar burada. O bakımdan biz hukukun üstünlüğüne inanıyor ve bu yolda mücadelemizi vermeye devam edeceğiz.

"Bugün yine yeniden hep birlikte yola çıkıyoruz"

Kıymetli partimizin bu büyük çatının bize verdiği sorumlulukla çıktığımız bu yolculukta çok derin, büyük sorumluluklarımız zorluklarımız, meşakkatli bir yolculuğumuz olacak. Açıkçası hepimiz bir kavşaktayız. Tarihimizin önemli bir kavşağında. Cumhuriyetimizin yeni yüzyılında geleceğin rotasını tayin etmenin eşiğindeyiz. 102 yıl önce büyük bir yıkımın ardından bitap düşmüş bir milletin bir memleketin ekonomisini, adaletini, birliğini inşa etme sorumluluğuyla karşı karşıya olan Mustafa Kemal ve arkadaşlarının iradesine, azmine, kararlılığına hep birlikte bugün ihtiyacımız var. Bugün yine yeniden hep birlikte yola çıkıyoruz. Dünya yeniden kurulurken biz de Türkiye'nin bu yeni dünyada nasıl bir yer alacağına hep birlikte karar vereceğiz.

"Toprak işleyenin, su kullananın, ne ezilen ne ezen hakça düzen diyen de biz olduk"

102 yıldır en önemli kavşaklarda en hayati kararları CHP verdi. Bakınız 1923'ten bu yana yasalar önünde herkesin bir diğeriyle eşit vatandaş olduğu bir Cumhuriyette yaşıyor olmamızda bu büyük çatımızın bizim partimizin imzası var. Millet iradesine dayanan bir devletin ve vatandaşlık esasına dayalı bir milletin inşa edilmesinde de CHP'nin iradesi var. 1923'te İzmir İktisat Kongresi'nde 1929'da dünya ekonomik bunalımında doğru tepkiler vererek milli bir ekonominin kurulmasında da bizim imzamız var. Ülkede sermayenin çok kıt olduğu koşullarda kurulan ulaşım alt yapısında temel ihtiyaçların üretimi için açılan fabrikalarda, bankalarda, iktisadi teşekküllerde bizim imzamız var. İkinci Dünya Savaşı'nda o savaşın dehşetinden neredeyse 80 milyon kişinin öldüğü o büyük küresel yıkımdan CHP yönetiminin diplomatik ferasetiyle hasarsız çıkılmasını da partimiz başarmıştır. Türkiye'nin çok partili demokrasiye geçişini de biz sağlattık. Yenildiği rakibine olgunlukla bu memleketin ve bu milletin iradesine olan sorumlulukla iktidara teslim eden de biz olduk. Cumhuriyetin ilk çeyrek asrının her anına damgasını vuran CHP, 1950'den sonra iktidarda olmadığı dönemlerde de ülke siyasetine yön verdi. 1970'lerde bütün dünyada eşitlik ve özgürlük dalgası yükselirken bizde o dönemde ortanın solu dedik. Sosyal demokrasi dedik. Toprak işleyenin, su kullananın, ne ezilen ne ezen hakça düzen diyen de biz olduk.

"Biz iktidar olamayınca Türkiye'miz sosyal hukuk devleti olmaktan ve demokrasiden uzaklaştı"

1970'lerde rahmetli Necmettin Erbakan'ın liderliğindeki Milli Selamet Partisiyle koalisyon kurarak farklı toplum kesimlerinin aynı ideal etrafında buluşabileceğini, ulusal meselelerde ayrışma yerine birleşmenin mümkün olabileceğini de CHP'nin aklı bize gösterdi, bu ülkeye yaşattı. 1974 Kıbrıs Barış Harekatı'nı yaparak hem müttefikelerimize hem hasımlarımıza güç ve kararlılık gösteren devletimizin direksiyonunda yine CHP var. 600 yıllık bir imparatorluk çökerken 1923 şartlarında dünyanın en devrimci hareketlerinden birini yaratarak tüm ezilen haklara ilham veren CHP, 1960'larda ve 1970'lerde dünyanın ve Türkiye'nin değişimine ayak uydurarak da doğruyu yapmıştı. Ne var ki 1980'den sonra aynı kabiliyeti gösteremedik. Milletin kabahatinden değil kendi eksikliklerimizden iktidar olamadık. Biz iktidar olamayınca Türkiye'miz sosyal hukuk devleti olmaktan ve demokrasiden uzaklaştı.

"Bu yolda hep beraber koşacağız"

Yıllar içinde daha da otoriterleşen ve ülkemizi krizlerden koruyamayan hatta krizlerin içine gömülmesine fırsat tanıyan iktidarların eline düştü. Uzun yıllardır iktidar olamadığımız için Cumhuriyetin ikinci yüzyılına köklü kurumları zayıflamış bir devletle işlevsizleşmiş bir Meclis'le, liyakati sorgulanan bir bürokrasiyle ne yazık ki çökmüş bir adalet sistemiyle, demokratik dünyadan uzaklaşmış bir ülkeyle yarısı yoksulluk sınırının altında bir nüfusla girdik. Ve Cumhuriyetimizin ikinci yüzyılına vatandaşlarımızı yerli ver milli olanlar olmayanlar diye ayrıştıran muhalefete tahammülsüz, adaleti paramparça etmiş, eğitimi çökertmiş, ülkemize eşi benzeri görüşmemiş bir hayat pahalılığı yaşatan bu iktidarla girdik. Buradan çıkartmamız gereken bir şey var; bizim buna son vermek zorunda olduğumuzu unutmamak. Buna son vermek zorundayız. Bu hali kabullenemeyiz. İşte bu yüzden vatandaşları eşitlikle birleştirmiş, hep birlikte millet olma fikrinde kader ortaklığında buluşturmuş Mustafa Kemal Atatürk'ün irade ülkemizi çok partili demokrasiye geçirmiş, kaybettiği seçim yarışından sonra iktidarı olgunlukla teslim etmiş İsmet İnönü'nün feraseti sosyal demokrasi geleneğini topraklarımıza eşitlik ve özgürlük mücadelesiyle taşımış Bülent Ecevit'in yenilikçi heyecanı yolumuzu aydınlatıyor ve bu yolda hep beraber koşacağız. Koşmak zorundayız.

"Şimdi sıra Türkiye'yi değiştirmekte"

Bu irade, feraset, heyecanla milletimizi yeniden devletin sahibi kılma yolcuğuna çıkıyoruz. İki yıl önce aynı şeyleri yaparak farklı sonuç bekleyemeyiz. Değişmemiz gerekir. CHP'nin Türkiye'nin de bu şekilde değişeceğine inanıyorum demiştim. Çünkü biliyordum ki CHP değişirse Türkiye değişir. CHP silkindi, değişmeye başladı, değişimi başlattı. 2023 kurultayında üzerindeki o seçim sonrası çökmüşlüğü kaybedilen genel seçim sonrası umutsuzluğu üzerinden attı. Ve bu silkinişle 31 Mart 2024 gününden bugüne Türkiye'nin birinci partisiyiz. Ve biz artık yola çıkmak zorunda olduğumu buradan ikan etmeliyiz. Şimdi demeliyiz ki tüm CHP'liler olarak; CHP'de değişimi başlattık, güçlendirdik. Yolumuz çok güçlü bir şekilde sürüyor. Şimdi sıra Türkiye'yi değiştirmekte. Bugün bu yola çıkıyoruz."

(SÜRECEK)